8 Haz 2013

Cehennem ve Cennet'teki Şeyler {4}


      Resulullah (sav) yine buyurdu; "Onların ruhları Cehennem denizinden o mağaraya çıkar. Orada onların ceset ve derileri yenilenip zincir ve bukağılarla vurulur. Bu halde, üzerilerine yılan ve akrepler çıkıp, her insana binlerce akrep ve yılan yapışır. Sabrederler. Dizlerine çıkarlar. Yine sabrederler. Göğüslerine çıkarlar, yine sabrederler. Boğazlarına çıkarlar, yine sabrederler. Dudaklarına, kulaklarına ve dillerine asılırlar. İşte bu zaman feryat ederler. Fakat onlara, yardım isteyecek bir yer olmadığından, kaçıp Cehenneme atılırlar. O yılanlar, etlerini yiyip, kanlarını içerler. Akrepler sokup ısırırlar. Etlerini düşürürler, uzuvlarını keserler. Cehenneme düştüklerinde yılan ve akreplerin zehrinden ötürü ateş durup yetmiş yıl onları yakmaz. Sonra ateş yetmiş yıl onları yakar, sonra derileri değişir. Yemek isterler. Bu durumda melekler onlara yiyecek götürürler. Bu yemeğe velime denir. Bu yiyecek demirden serttir. Onlar onu çiğnerler. Fakat yiyemeyip ağızlarından atarlar. Acıkmalarının çokluğundan parmaklarını yerler. Doyamayıp dirseklerine kadar yerler, doyamazlar omuzlarına kadar yerler. Mümkün olsa bedenlerinin her yerini yiyecek durumdadırlar. Sonra demir zincirlerle ökçelerinden zakkum ağacına asılırlar."

      Resulullah (sav) yine buyurdu; "Onlardan yetmiş bini zakkum ağacının bir dalına başları üzerine asılırlar. Altlarında Cehennem yanar. Ateşin şiddet ve harareti yüzlerine çarpar. Hatta bedenleri tamamen eriyip, yalnız ruhları kalır. Sonra yeniden beden verilir. Sonra ellerinden asılıp, ateşin hararetinin çokluğu arkalarından girip yüreklerine ulaşır. Yetmiş yıl onların ağız, burun ve kulaklarından çıkar. Hatta et ve kemikleri eriyip yalnız ruhları kalır. Deri ve cesetleri yenilenir. Sonra gözlerinden asılırlar. Bu hal üzere azapları daimi olup, bedenlerinden asılmadık bir yer ve kıl kalmaz. Her birinden onlara ölüm gelir. Ayet-i Kerime'de bildirildiği gibi: {Ölmezler ve sonra ağır azap görürler.} Böylece her türlü azapla azap edildikten sonra onları indirirler. Her biri zincir ve bukağılarla bağlı oldukları halde zebaniler yüzleri üzerinde sürüyerek onları yerlerine götürürler."

      Resulullah (sav) yine buyurdu; "Cehennemliklerin amellerine göre Cehennem içinde yerleri vardır. Bazısına eni ve boyu bir aylık yol olan ateşle kızdırılmış yer verilir. Oraya başkası giremez. Kendisine mahsus olur. Bazısına da eni ve boyu yirmidokuz gecelik mesafe olan yer verilir. Bunların yerleri gittikçe daraltılır. Hatta bunlardan birisine eni ve boyu bir gün  bir gecelik yer verilir. Böyle yerlerde azap olunurlar. Bunlardan bazısı sırt üstü yatar, bazısı oturur, bazısı dizleri üzerine çökmüş, bazısı da ayakta, bazısı yüzü ve karnı üzerine yatmış oldukları halde azap olunurlar. Bu yerlerin hepsi içinde bulunanları süngü demirinden daha dardır. Bunların bazısının ateş topuklarına, bazısının dizlerine, bazısının beline, bazısının göbeğine, bazısının boynuna kadar olur. Bazısının ateşi de kendisini gömer. Bir aylık mesafe olan dibine indirir. Yerlerine vardıklarında, yakınları ile görüşüp ağlarlar. Hatta gözyaşları tükenir de, sonra kan ağlarlar. Şöyle ki, eğer gözlerinden akan yaşlarında gemi yüzdürülürse, mümkün olurdu."

      Resulullah (sav) yine buyurdu; "Cehennemdekilerin, Cehennem dibinde toplandıkları bir gün vardır. Sonra onlar için bir daha bir araya gelme yoktur. O gün gelip toplanmalarına izin verildiğinde, Cehennemin dibinden birisi öyle seslenir ki, sesi en yükseğinden en aşağısına, en yakınından en uzağına kadar olanlara ulaşır. Bu duruma haşr denir. Bağırmasında: {Ey Cehennemlik olanlar toplanınız!} der. Hepsi toplanırlar. Zebaniler de yanlarında bulunurlar. Onlar aralarında meşveret ederler. Dertleşirler. Zaifleri, büyüklerine ve başkanlarına; { Dünyada size uyduk. Size uyup şirk ettik. Bu gün Allah-u Tealanın azabından bir parçasını bizden uzaklaştırabilir misiniz? } derler. Sonra onların başkanları, itaatlıları ve cehennemliklerin hepsi, şeytanlardan arkadaşları tarafına yüzlerini çevirip, {bizleri doğru yoldan saptıran, hak yoldan ayıran siz idiniz diyerek} üzerlerine yürürler. Kavga ve mücadele, ayıplama, kötülemelerinin sonunda şeytan yüksek sesle Cehennemliklere ve şakilere hitaben Ayet-i Kerime'de bildirildiği gibi: {Allah-u Teala size, haşr ve cezayı hak olarak va'd eyledi. Sizi doğru yola davet eyledi. Siz ise o davete kulak vermediniz, O'nu kabul ve tasdik etmediniz} ve: {Ben size hilaf olarak, kıyamet ve haşr yoktur diye va'd eyledim. Benim sizi zorla yenmem ve böyle bir hüccetim yok idi. Ancak vesvese ile davet eyledim. Siz kabul ettiniz. Siz beni kötülemeyin. Ben düşmanlığımı yerine getirdim diye beni ayıplamayın. Belki kendinizi ayıplayın ki, Rabbinizi bırakıp benim sözümü tuttunuz. Ne ben size yardım edebilirim, ne de siz bana yardımcı olabilirsiniz. Bundan önce bana uyarak beni ortak tuttuğunuzu ve bana ibadetinizi ben bugün kötü görür, ondan teberri ederim} der. Bu durumda, A'raf Suresi kırkdördüncü Ayet-i Kerimesinde bildirildiği gibi: {Aralarında yüksek esle, Allah-u Teala'nın la'neti, başkalarına ibadet ile kendilerine zulmedenlere olsun} diyerek bir münadi bağırır."

      Resulullah (sav) yine buyurdu; "Bu anda onlara uyanlar başkanlarına, başkanlar da kendilerine uyanlara la'net eder. Bunların hepsi de, şeytandan olan arkadaşlara la'net ederler. Şeytanları da onlara la'net eder. Sonra hepsi şeytandan olan arkadaşlarına: {Ne olsaydı bizimle sizin aranız, doğu ile batı kadar uzak olsaydı. Siz bugün bize ne çirkin ve kötü arkadaş oldunuz. Siz dünyada bizim için dünyada ne kötü yardımcı oldunuz} derler. Bu halde birbirlerine bakıp bir kısmı diğerine: { Geliniz, Cehennem zebanilerine yalvaralım. Belki Rableri katında bize şefaat ederler. Bir gün kadar olsun azabımız hafifletilir} derler. "

      Resulullah (sav) yine buyurdu; "Bunlar bu sıkıntılı halde iken, Cehennem meleklerine başvurmaları yetmiş sene sürer. Sonra meleğe başvururlar. Cehennem melekleri onlara: {Size dünyada açık beyanlar ile peygamberlerimiz gelmedi mi, sizlere Hakkı ve bu halleri haber vermediler mi?} derler. Cehennemliklerin hepsi birden: {Evet} deyip, Hakkı ve dûçar oldukları korkunç halleri haber verdiklerini söylerler. Cehennem melekleri onlara: {Siz dua edin. Kafirlerin duası kabul olunmaz, delaletten başka birşey değildir} derler. Bu zaman Cehennemlikler, Cehennem melekleri tarafından kendilerine iyi cevap verilmediğini gördüklerinde, Cehennem meleklerinin başı olan Malik'e: { Ey Malik! Rabbine bizim için dua eyle. Hakkımızda ölümle hükmetsin} derler. Bunun üzerine dünya ömrü miktarınca durup onlara cevap vermez. Tekrar Malik'e başvururlar. Malik onlara: { siz ölümle hükmolonmayıp sonsuz olarak cehennemde kalırsınız} cevabını verir. Malik'ten de hayırlı cevap alamadıklarını görünce Rabblerine yalvarıp: { Ya Rabbi! bizi Cehennemden çıkar. Bir daha günah işlemeye dönersek zalimlerdeniz} derler. Malik-i Cebbar tarafından onlara yetmiş sene cevap verilmez.  Sonra onları köpek seviyesine indirerek: {Sonsuz olarak Cehennemde kalacaksınız, susunuz! Bana bir daha bir şey söylemeyiniz. Sizin için oradan çıkmak ve azabın kaldırılması yoktur.} buyurur.



*Not: Seyyid Abdülkadir Geylani Hazretlerinin Gunyetut'talibin (İlim ve Esrar Hazinesi) kitabından alınmıştır.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder