18 May 2013

Cehennem ve Cennet'teki Şeyler {3}


      Resulullah (sav) yine buyurdu; " Cehennem kapısında durdurulduklarında, Cehennem kapıları onlar için açılır. Şiddetli alev ve dumanlar çıkıp, gökteki yıldızlar kadar kıvılcımlar saçılıp, binlerce yıllık yol miktarı yukarı çıkarlar. O yüksekten Cehennem ehlinin başlarına düşerler. Saçlarını yakıp, beyinlerini sarsar. Sonra Cehennem yüksek sesle { Ey Cehennemlikler, bana geliniz. Yakinen biliniz, Rabbimin izzet ve celaline yemin ederim ki, elbette sizden intikam alırız} diye bağırır. Sonra Cehennem: {Allah'u Zülcelal Hazretlerine hamd ederim ki, buğz ve gazabı için beni insanlara gazab edici kıldı. Beni düşmanlarından intikam alıcı kıldı. Ya Rabbi, hararetim üzerine hararet ekle, kuvvetime kuvvet ilave et.} diye sena ve dua eder. Bu halde Cehennemen başka melekler çıkıp Cehennemliklerden her grubu karşılayıp, onları elleri ile kaldırıp, hor ve zelil olarak yüzleri üzerine atarlar. Yetmiş bin yılda Cehennemdeki dağların başına varırlar. Oraya varmadan ve dağ başlarında kalmadan kalmadan her birinin yetmiş kere derisi değişir."

      Resulullah (sav) yine buyurdu; " Onların Cehennem dağlarının başında  ilk önce yedikleri, dışı çok sıcak, çok acı ve çok dikenli zakkumdur. Onlar o zakkumu çiğnemekte iken, melekler gelip onlara gürzler ile vururlar. Kemiklerini kırarlar. Sonra ayklarından tutup başları aşağı Cehenneme atarlar. Onlar Cehennemin vadi ve derelerine doğru yetmiş bin yıl bu hal üzere giderler. Oraya varmadan her birinin derisi yetmiş kere yanıp değişir. O zakkum ağızlarında durur, yutamazlar. O zakkum ile yürekleri boğazlarına gelip, boğazları tıkanıp kalınca, her biri su isterler. Bu halde Cehenneme akmakta olan vadileri görürler."

      Resulullah (sav) yine buyurdu; " O vadilere varıp, yüzleri üzere düşüp ondan içmek istediklerinde, o anda yüzlerinin derileri soyulup o vadilerin içine düşer. O ateş pınarlı vadide, yüzleri üzere düşmüş oldukları halde melekler gelip döverler. Kemiklerini kırarlar. Sonra ayaklarından tutup, yüzkırk yıllık aşağıda bulunan ateş ve duman içine yüzükoyun atarlar. O vadilerde durmadan her birisinin yetmiş kere derisi yanıp değişir. Onlar o vadilerdeki sıcak ve kaynar sudan içerler. O kaynar su, onların karınlarında kalmaksızın, derileri yanıp yedi kere değişir. "

      Resulullah (sav) yine buyurdu; "O kaynar su, onların karınlarında karar kıldığında, bağırsaklarını doğrayıp arkalarından çıkar. Sinir ve damarlarına te'sir eder.. Etleri erir, kemikleri yarılır. B halde melekler gelip yüzlerine, arkalarına ve başlarına öyle gürzlerle vururlar ki, bu gürzlerin her birinin üçyüz altmış ağzı vardır. Başlarına vurunca, beyinlerini keser. Bellerini kırar. Onları ateş içinde yüzükoyun sürüklerler. Cehenneme varırlar. Bu halde ateş onların derilerine girip kulaklarından çıkar. Ateşin alevleri burunları deliğinden ve eğe kemiklerinden çıkar. Bedenlerinden sarı ve kanla karışık sular akar. Gözleri yuvalarından çıkıp yüzlerine gelir. Sonra taat ettikleri şeytanları ile ve yardın istedikleri putları ile bir araya getirilip birbirlerine yaklaşık olarak dar ve sıkışık yerlere atılırlar. Bu durumda {eyvah! helak olduk, mahvolduk} derler. Hatta malları da getirilip kızdırılır. Tevbe Suresi 35. Ayetinde bildirildiği gibi; {O mallar ile onların yüzleri, yanları ve arkaları dağlanır.} Cehennem ve şeytanların arkadaş ve ahbabı olurlar. Azablarının şiddetli olması için hata ve günahları arkalarına yükletilir. Onlardan birisinin uzunluğu bir aylık, eni de beş günlük, kalınlığı da üç gecelik yol kadardır. Başı da Filistin taraflarında bulunan Ekra' Dağı gibidir. Ağzında otuziki diş vardır. Bazısı yüksek tepe gibi onun başından, bazısı da çenesi ve burnu altından çıkar. Başının her kılının kalınlığı pirinç sapı ve çoğu dünya ormanları gibidir. Üst dudağı yukarıya kalkmış ve alt dudağı otuzbeş-kırk metre aşağıya sarkmıştır. Elinin uzunluğu on günlük, kalınlığı bir günlük mesafedir. Oyluğu Verkan adındaki yer gibidir. Derisinin kalınlığı ise onbeş-yirmi metredir. Bacağının uzunluğu beş gecelik mesafe, kalınlığı bir günlük mesafedir. Başı üzerinden katran döküldüğü vakitte gözünün bebeğinde ateş alevlenir."

      Resulullah (sav) yine buyurdu; "Cehennemin şiddetli hararetinden, gamından, çeşit çeşit aza ve yer darlığından Cehennemdekilerin etlerin yeşil olur. Kemikleri parça parça olur. Beyinleri kaynayıp derileri üzerine akar, derileri yanar. Azaları kesilir, onlardan sarı su ve irinler akar. Bedenleri kurtlanıp, kurtlar kendisini yiyip kemirirler. Her biri yabani eşek gibi olur. O kurtların, kartal ve atmaca gibi pençeleri vardır Onların derileri ile etleri arasını yolup ısırırlar, koparırlar. Etlerini yiyip kanlarını içerler. O kurtların onlardan başka yiyip içecekleri yoktur. Sonra melekler onları alıp yüzleri üzerine ateş ve taş üstünde sürükleyerek binlerce yıllık mesafe olan Cehennem denizine çekerler. Cehennem denizine varmadan hergün bir def'a organları yanar, yeniden deri verilir. Cehennem denizine vardıklarında, Cehenem zebanileri gelip ayaklarından tutup Cehennem denizine atarlar. Cehennem denizinin derinliğini ve enginliğini onu yaratandan başka bilen yoktur. Bazıları Tevrat'ın bazı sıfr'larıda dünya denizinin Cehenem denizi yanında ufacık bir su birikintisi gibidir diye yazılı olduğunu beyan ettiler. Onlar bu denize atılıp, kendilerine ateş dokunduğunda, Cehennemliklerden bir kısmı bir kısmına: {Bundan önce azab olduğumuz ateş, buna göre çok az ve sanki rü'ya gibiydi} derler. "

      Resulullah (sav) yine buyurdu; "Onları o Cehennem denizine bir kere daldırıp sonra yükseğe kaldırırlar. Yüz metre kadar batırıp çıkarırlar. Sonra melekler onları gürzleri ile sürer ve döverler. Oları Cehennem denizinin yetmiş yıllık mesafede olan dibine indirirler. Onlardan birisi onun dibinden yukarıya çıkıp nefes almak ister. Bu durumda melekler, gürzleri ile onun karşısına çıkıp, omu dövmeye başlarlar. Gürzleriyle başına vurarak onu Cehennem denizinin dibine atarlar. Allah-u Teala'nın dilediği kadar orada kalır, hatta orada onların etleri ve kemikleri yanıp ruhları kalır. Cehennem denizinin dalgası yetmiş yıl onların ruhlarını döverek onları sahilin denizine atar. O sahilde etmiş bin mağara vardır. İçerisinde yetmiş bin yılan vardır. Her yılanın boyu otuz metredir. Her yılanın yetmiş dişi vardır. Her dişi zehirden bir tepedir. Her yılanın ağzında bin akrep vardır. Her akrebin ağzında yetmiş kuyruk kemiği olup, her kuyruk kemiği bir zehir tepesidir."


*Not: Seyyid Abdülkadir Geylani Hazretlerinin Gunyetut'talibin (İlim ve Esrar Hazinesi) kitabından alınmıştır.

4 yorum :

  1. paylaşım için teşekkürler bilmediğim şeyler öğrendim.

    YanıtlaSil
  2. rica ederim faydam olduysa ne mutlu bana

    YanıtlaSil
  3. Rabbim cehennem azabından bizleri korusun.. O nun rızasını kazananlardan eylesin bizleri..

    YanıtlaSil