14 May 2013

Cehennem ve Cennet'teki Şeyler {2}

    Resulallah (sav) yine buyurdu; "Cehennem yedi kapı ve yedi tabakadır. Her tabakada yedi vadi, her vadinin derinliği yetmişbin yıllık mesafedir. Her vadinin yetmişbin bölümü vardır. Her bölümde yetmişbin mağara vardır. Her mağarada yetmişbin yarık ve çatlak vardır. Her yarık yetmiş yıllık yoldur. Her yarıkta yetmişbin yılan vardır. Her yılanın ağzında yetmişbin akrep ve her akrebin yetmişbin kuyruğu vardır. Her kuyruğunda ayrı ayrı zehir ve ağu bulunur. Cehenneme giren kafir ve münafıkların hepsi bunların her birinin elem ve şiddetini tadacaktır."

    Resulallah (sav) yine buyurdu; "İnsanlar Allah-u Teala'nın huzurunda dizleri üzerine çökerler. Günah ve kusularını itiraf ederler. Hayretlerinin çokluğundan ve dehşete kapılmalarından ötürü gözleri bulanıp görmez olurlar.  Kalpleri anlayamaz olur. A'za ve organları rahatsız ve kudretsiz olur konuşamazlar. Ayet-i Kerime'de bildirildiği şekilde, kendileri ile yakınları ve akrabaları arasında yaklaşma ve birleşme kesildiğinden, birbirleriyle görüşmeye, birbirlerinin halinden konuşmaya, onlara sormaya güçleri olmaz. Dünyada iken inkar ettikleri, inanmadıkları ahiret hallerini elem ve kederleri ve çeşit çeşit azabları yakînen ördüklerinde, Secde Suresi 12. Ayet-i Kerimesinde bildirildiği gibi; <Ya Rabbi, gördük ve işittik. Şimdi bizi dünyaya gönder de salih ameller işleyelim> derlerse de istekleri kabul olmaz. Cehennemde susuz kalırlar. Kendilerine su verilmez. Açtırlar, doyurulmazlar. Çıplaktırlar, giydirilmezler. Mağlubdurlar, yardım olunmazlar. Mahzundurlar, sevidirilmezler. Nefislerinde, çoluk çocuk, mal ve kazançlarında zarar ve ziyandadırlar."

     Resulallah (sav) yine buyurdu; "İnsanlar bu halde iken Allah-u Teala Cehennem hazinedarlarına bukağı, zincir ve gürzler alarak yardımcıları ile Cehennemden çıkmalarını emreder. Hemen Cehennemden çıkıp Allah-u Teala'nın emrini gözetirler. Şakiler onlara bakıp, ellerindeki bukağıları, zincirleri ve elbiselerini gördüklerinde, parmaklarını ısırıp yerler. Kendilerine eyvah helak olduk deyip, gözyaşlarını yerlere akıtırlar. Ayakları titrer. Her iyilikten mey'us ve ümitsiz olurlar. Bu anda Allah-u Teala Cehennem meleklerine, el-Hakka Suresi'nin 31. ayetinde olduğu gibi; {Onları tutunuz, zincir ve bukağılarla bağlayınız, sonra Cehenneme atınız} der."

     Resulallah (sav) yine buyurdu; "Allah-u Teala, şakileri Cehennemin hangi tabakasına atmak dilerse, o tabakada görevli zebanileri çağırıp onlara {Bunları alınız} diye emredince, her birine yetmiş melek yapışıp bağlarlar. Ağır bukağıları boyunlarına, zincirleri kızgınlık ve gadabla burunlarına takıp başları ile ayakları arasını arkaları tarafında bir araya getirirler. Bu durumda bel kemikleri kırılır. Bu durumda onlar gözlerini dikip, kapaklarını yummadan dururlar. Şah damarları şişer. Boyunlarındaki etler yanıp soyulur. Bukağıların kızgınlığı beyinlerine işleyip beyinleri kaynar. Ayaklarına kadar derilerine tesir eder. Vücutlarından derileri sökülüp etleri yeşil yeşil olup, etlerinden sarı sular akar. Bukağılar  boyunlarına konduğu zaman, omuzları ile kulakları arasını doldurur, etlerini yakar. Dudakları yanıp dişleri meydana çıkar. Dilleri korkunç seslerle feryat eder. Cehennemin yüksek alevleri onların damar ve sinirlerine kan gibi akar, her parçasına işler. Yürekleri boğazına gelip boğazları şişer. Şişkinlikleri artar. Sesleri kesilir, derileri yanıp mahvolur. Bu durumda Allah-u Teala Cehennem zebanilerine onlara elbise giydirmelerini emreder. Zebaniler, İbrahim Suresi 51. Ayetinde bildirildiği gibi onlara siyah ve kokusu pis ve gayet kalın katrandan elbise ve don giydirirler. Bunların hararetinden öyle alevli ateş çıkar ki, bu ateş dağların üzerine konsaydı, büyüklük ve sertliklerine rağmen erirlerdi."

      Resulallah (sav) yine buyurdu; "Sonra Allah-u Teala Cehennem zebanilerine, onları kalacakları yere ve herkesi kendi yerine götürünüz buyurur. Cehennem zebanileri önce onlara vurdukları taktıkları zincir ve bukağıların daha sert ve uzunları ile gelip, her bir melek o zincirlerden birini alıp bir grubu, ayet-i kerimede bildirildiği gibi birbirlerine yaklaşık olarak o zincire dizer, zincirin bir ucunu boynuna alır, onlara arkasını dönerek onları yüzleri üzerine sürüyerek o grubun arkasında yetmiş bin melek onları demirden gürzlerle döverek gider. Onları, elleri boyunlarına, alınları ayaklarına bağlı, sertlik, şiddet ve gazabla  Cehennem kapısına iletip orada durdururlar. Sonra melekler Tur Suresi 14. Ayet-i Kerimesi olan {İşte bu, sizin dünyada inanmadığınız ateştir. Bu gördüğünüz azab büyü müdür? Yahut siz onu görmez misiniz? Çünkü siz, dünyada iken ona inanmaz, vahiy ve Kur'an-ı Kerim'e büyü, azaba yalan derdiniz. Siz şu ateşe girin. İster o azaba sabredin, ister sabretmeyip feryat ve figan edin. İkisi de eşittir. Orada sonsuz kalırsınız. O, dünyada işlediğiniz şirk ve yalanın cezasıdır} derler. "

   
*Not: Seyyid Abdülkadir Geylani Hazretlerinin Gunyetut'talibin (İlim ve Esrar Hazinesi) kitabından alınmıştır.

2 yorum :

  1. Ne güzel yazılarınız var böyle,insanlar için faydalı şeyler yapmak çk hoş:)
    Benim blgumu da ziyaret edersiniz belki;
    http://sema-semanngunlugu.blogspot.com/

    YanıtlaSil
  2. teşekkür ederim Sema Hanım.
    olur da birilerine faydalı olurum ümidiyle okuduklarımı yazıyorum. İnşaallah faydalı olurum

    YanıtlaSil