21 Ara 2013

Dinimizde Kadınların Pantolon Giymesi

    Bu sabah bilgisayarda kayıtlı kadınların pantolon giymesiyle ilgili bir yazı buldum. Zaten son zamanlarda aklımı kurcalayan bir konuydu. Ben kadınların ev içinde, bayanlar arasında veya pardesü altına giymenin bir sakıncası olmadığını, sadece erkeklerin yanında giymenin günah olduğunu sanıyordum. Hatta bir kitapta da pantolonun paçaları bol olmak şartıyla, üzerine diz altında biten bir kıyafetle giyilebileceğini okumuştum. 

    Benim zaten iki tane pantolonum var onlar da dar değiller zaten. Onları da pardesülerin boyu bana biraz kısa geldiği ve ayak bileklerimin görünmesini istemediğim pardesü altına giyerim diye düşündüğüm için almıştım. Şimdi onları ne yapsam diye düşünüyorum. Bir başkasına versem hem verdiğim kişiye günah yazılacak, hem de giymesine vesile olduğum için bana günah yazılacak. Sabahtan beri ben onları neden aldım diye söyleniyorum. 

*******
İşte bahsettiğim yazı kaynağını maalesef bilmiyorum.

Örtü erkek elbisesi veya kâfir elbisesine benzememelidir.
Mesela pantolon her iki benzeme çeşidine de girer. 
Doğrusu erkeklerin de dar pantolon giymesi caiz değildir.
Rasulullah Aleyhissalatu vesselam: "Erkek elbisesi giyen ve erkekler benzemeye çalışan kadınlara ve kadın elbisesi giyen ve kadınlara benzemeye çalışan erkeklere lanet etti."    [Buhari(libas, 61) Ebu Davud(4098) Tirmizi(2784) İbni Mace(Nikah, 22) Ahmed(1/254,330) Camius Sagir(7265) Darimi(2652) Tayalisi(s.349) Taberani(11/252) Mecmauz Zevaid(8/103) Taberani Evsat(4/212) Nevevi Minhac(14/164) Abdurrezzak(4/319) İbni Ebi Şeybe(5/319)]

Bazıları zayıf bir hadiste gelen Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'in kadınlara sirval giymeyi tavsiyesinde geçen ''sirval''  kelimesini ''pantolon''  olarak tercüme etmişlerdir. Bu büyük bir hatadır.

İbn Manzur'un Lisanu'l-Arab adlı eserinde s-r-l maddesinde şöyle geçer:
''Ebu Hureyre Radıyallahu anh dedi ki: dar sirval'den yasaklandı.
Ebu Ubeyd dedi ki: ''Sirval: uzun ve bol dondur.''
Yani sirval ile kastedilen, kadınların etekleri altına giydiği şalvardır.
Kadınlar cilbab (dış örtü) altına dahi pantolon giyemezler. Bu lanete sebep olan bir giysidir. Allah ve Rasulünün lanet ettiği bir şeyi kadınlar cilbab altına veya evde yalnızken dahi giyemezler. Nitekim peruk hakkında da lanet varid olmuştur. Kadınlar başörtü altından ve ev içinde dahi peruk giyemezler. Kadınların pantolon giymesindeki diğer bir sakınca da; onların kendi aralarında da avretlerini örtmekle mükellef olmalarından dolayıdır.

Dış örtüsü altına pantolon giyerek ziyarete giden bir kadın, mahremlerinin veya hanım arkadaşlarının yanında dış örtüsünü çıkardığı zaman vücut hatlarını belli eden pantolon ile avretini muhafaza edemeyecektir. Dar eteklerde de aynı durum söz konusudur.
     Daimi Fetva Komisyonu (el-Lecnetu’d-Daime) şöyle bir fetva yayınlamıştır:
''Pantolon giymek kadınlara caiz değildir. Bunda erkeklere benzemek söz konusudur. Zira pantolon erkeklerin giydiği bir elbisedir. Nitekim Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem erkeklere benzemeye çalışan kadınlara lanet etmiştir.''
     
     Yine bu komisyonun diğer bir fetva kararı şu şekildedir:
''Kadının dışarı çıkarken elbisesini omzuna atması caiz değildir. Zira bunda erkeklere benzeme vardır.'' 
    
     Âişe (ranha)'ya bir kadının erkek terliği giydiği söylendi de;
"Rasululah (Sallallahu aleyhi ve sellem), kadınlardan kendini erkeğe benzetmeye çalışanlara lanet etti" karşılığını verdi.  [Ebu Davud (4099) Elbani sahih demiştir. ]

      Lanet, Allah'ın rahmetinden uzaklık demektir.

24 Kas 2013

Pekmezli Aşure

     Malumunuz Muharrem Ayı'ndayız. Her yıl 10 Muharrem'de yapardık aşuremizi ama maalesef annemin rahatsızlığı dolayısıyla bu yıl gecikti. Annem sonunda dayanamadı hasta haliyle kalktı aşuremizi yaptı.

     Bizde aşure pekmezle yapılır. Sütle ve suyla yapılanını da yedim ama pekmezli daha lezzetli oluyor bence. Yapmanızı tavsiye ederim.

    Pişirilirken bereketli olması için Yasin-i Şerif okunur ve altı kapatılınca üzerine "Allah" lafzı yazılır.

Malzemeler:
Piştikten sonra henüz tenceredeyken yazdım
  • 3 kase döğme (aşurelik buğday)
  • 1 kase börülce
  • 1 kase nohut
  • 1 kase ceviz
  • 2 kase kuru incir
  • 1 kase bakla
  • 1 kase çekirdeksiz kuru üzüm
  • 3 kilo pekmez
  • 1 kilo toz şeker
  • 2yemek kaşığı susam
  • 2 yemek kaşığı çörekotu
Süslemek İçin:
  • Antep fıstığı
  • Ceviz
  • Nar
  • Susam
  • Çörekotu
Yapılışı:
  •  Döğme, börülce, nohut, bakla, üzüm ayrı kaplarda bir gece önceden ıslatılır.
  • İlk olarak bakla iyice pişirilir.
  • Daha sonra nohut ve börülce eklenir ve bunlar da iyice pişirilir.
  • Ayrı bir tencerede döğme (aşurelik buğday) patlayana kadar pişirilir ve diğer tarafta pişmekte olan bakla, nohut ve börülcenin üzerine eklenir. Yarım saat kadar daha pişirilir. (Bu malzemelerin çok iyi pişmesi gerekiyor. Aksi halde pekmez eklenince sertleşecektir.)
  • Bu malzemeler birbiriyle özdeşleşince içerisine üzüm ve dört parçaya böldüğümüz incir eklenir, pişirmeye devam edilir.
  • İncir ve üzüm de pişince pekmezi ilave edilir. Pekmezin kokusunun gitmesi için yarım saat daha kaynatılır. Bu aşamada şeker de ilave edilir.
  • Altı kapatılır içerisine ceviz, susam ve çörek otu eklenip son bir defa karıştırılır. Servis kaplarına alınır ve süslenir.
     Not:   *Ölçü olarak kullandığımız kase iki su bardağına denk geliyor.
             *Ölçüleri isterseniz azaltabilirsiniz. Biz çoğunu dağıttığımız için bu ölçüleri kullandık.
             

9 Eki 2013

Yumurtalı Patates (Kahvaltı)

Yumurtalı patates kahvaltıda yemeyi en çok sevdiğim yiyecektir. Fotoğrafta gördüğünüz yumurtalı patatesi annem babam için yapmış. Babam da sağolsun süslemiş çekmiş benim için :) Çok malzeme gerektirmeyen pratik bir tarif. 
Annem görüntüsü güzel olsun diye kırmızı biber doğramış içerisine. İsterseniz biber yerine maydanoz ekleyin.


Üst kısımda görünen tırnaklı ekmek/pide

  Malzemeler:
  • 2 patates
  • 2 yumurta
  • Maydanoz
  • Tuz

Yapılışı:
  • Patateslerin kabuğunu soyup küp küp doğrayın.
  • Tavaya/tencereye (çelik olmasın) 2 yemek kaşığı kadar yağla birlikte yıkayıp süzdüğünüz patatesleri kayun, tuzunu da serpip ara ara karıştırarak pişirin. (Biber eklemek isteyen patateslerle birlikte biberi eklesin.)
  • Pişmiş olan patateslere yumurtaları da kırıp(sarılarını patlatın) karıştırmadan pişmeye bırakın. 
  • Yumurtalar da pişince ocaktan alıp doğramış maydanozu ilave edip karıştırın.
  • Servis yapacağınız tabağa alıp üzerine pul biber gezdirin. 


1 Eki 2013

Su Kabağı (Şanlıurfa)

     Su kabağıŞanlıurfa'nın en sevilen sulu yemeklerinden biridir. Sıcak veya soğuk olarak servis edilebilir. Kabağı ayıklarken fotoğrafını çekmeyi unutmuşum. Sanırım bazı yörelerde et kabağı diye biliniyor.


Malzemeler:

  • Yarım kilo kuşbaşı kuzu eti (az yağlı)
  • 3 kilo su kabağı
  • 1 su bardağı nohut (bir gece önce ıslatın)
  • 2 litre taze sıkılmış domates suyu
  • 2 yemek kaşığı toz şeker
  • 1 yemek kaşığı limon tuzu
  • Tuz



Yapılışı:

  • Eti bir miktar zeytinyağında kavurun.
  • Domates suyunu ve önceden ıslattığınız nohutu ekleyip nohutu iyice pişirin.
  • Su kabağının kabuğunu soyun, çekirdeklerini ayıklayıp küp küp doğrayın.
  • Et ve nohut pişince doğradığınız kabakları ekleyin.
  • Kabaklarda pişince limon tuzunu ve şekeri ekleyin. (Kabak pişmeden limon tuzunu eklemeyin)
  • 15 dakika  daha kaynatıp altını kapatın.
  • İster sıcak ister soğuk servis yapın.
  • Servis yaparken üzerine kuru nane gezdirin. 
Afiyet Olsun...

30 Eyl 2013

Tutku Kurabiyesini Evde Yaptık...(Çikolata Dolgulu Kurabiye)

Evet... Tutku kurabiyesini evde yaptık daha da güzel oldu. Ben krem çikolata kullandım. İsterseniz yaprak çikolata da kullanabilirsiniz. Yalnız yaprak çikolata soğuyunca sertleşiyor. 

   

Malzemeler:


  • 2 yumurta akı
  • 1,5 (375 gr) paket margarin
  • 1 çay bardağı sıvıyağ
  • 1 su bardağı toz şeker
  • 4 tepeleme yemek kaşığı nişasta
  • 2 paket kabartma tozu
  • 1 paket vanilya
  • Birkaç damla limon veya sirke
  • Aldığı kadar un
  • Kahvaltılık krem çikolata

Üzerine:

  • Pudra Şekeri




Yapılışı:

  • Yumurtaların akını ve şekeri çırpın.
  • Margarini ve sıvıyağı ekleyin. 
  • Un, nişasta, kabartma tozu ve vanilyayı eleyerek ekleyin.
  • İyice yoğurup üzerini havluyla kapatıp 15 dakika buz dolabında bekletin.
  • Dinlendirdiğiniz hamurdan küçük parçalar alıp içli köfte gibi oyup içine 1 çay kaşığı kadar çikolata koyup yuvarlayın. 
  • Tepsiye aralıklı bir şekilde dizin. Aksi takdirde kabarıp birbirine yapışırlar.
  • 150 derece ısıtılmış fırında 20-25 dakika pişirin.
  • Üzerine pudra şekeri serpip servis yapın
Afiyet Olsun...

29 Eyl 2013

Küçücük Dokunuşla Büyük Mutluluk







    Daha önceden bahsettiğim çekilişin talihlilerinden biri de bendim. Sevgi Abla'm sağ olsun birkaç gün içerisinde headerimi hazırlamış. Tasarımlarını zaten çok beğeniyordum, headerimi de çok beğenerek kullanacağım. Kendisine çok teşekkür ediyorum...

    Sizin de headeriniz veya zarif bir blogunuz olsun isterseniz buyurun: Değmesin Yağlı Boya

25 Eyl 2013

Kıssadan Hisse: "Mertlik"

    

         Yolculukta şimdiki gibi konforlu araçların, mola yerlerinin olmadığı bir zamanda devrin büyük bilginlerinden biri uzun bir yolculuktan dönmüş ilk iş olarak da kendisini çok rahatsız eden ter ve kirin ağırlığından  kurtulmak üzere bir hamama gitmişti. 
Hamamda kendisini keseleyen tellak su dökmeden önce "ne kadar kirlisin" dercesine, çıkan kirleri bilgin zat'a gösteriyordu . Keselemeye devam ederken tellak, keselediği şahsın ilim sahibi, bilge bir zat olduğunu öğrenince ona sorular sormaya başladı. 
Söz sözü açarken telak, "Efendim, mertlik nedir, benim anlayabileceğim şekilde anlatır mısınız?" diye sordu. Bilgin, tellaka bir nezaket ersi vermenin uygun olacağını düşündü ve şöyle dedi:  

     "Mertlik, kimsenin ayıp ve kusurlarını yüzüne vurmamak, kirlerini kendisine göstermemektir."

*****

"Bir kul, bu dünyada başka bir kulun ayıbını örterse, kıyamet gününde Allah da onun ayıbını örter." (Hadis-i Şerif)
(Müslim, Birr 72. Ayrıca bk. Buhârî, Mezâlim, 3; Ebû Dâvûd, Edeb 38; Tirmizî, Birr 19; İbni Mâce, Mukaddime 17)

"Mü'min kardeşinin bir ayıbını görürsen onu gizle, ifşa edip yayma."     (İmam Gazali)

  "Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol. "   (Mevlana)


13 Eyl 2013

Fatiha Suresi Meali ve Sırrı

     Fatiha; açılış, başlangıç anlamlarına gelir. Kur'an-ı Kerim'in ilk suresidir. 113 surede yer alan esasların özüdür, özetidir. Sure, "eş-Şifa, el-Esas, eş-Şükr, es-Salat, el-Kafiye" gibi isimlerle de anılır. Mekke'de nazil olmuştur, 7 ayettir. Bu surede Besmele surenin ilk ayeti olarak kabul edilir.

     Her gün beş vakit namazın her rekatında okumamız şart olan Fatiha Suresi, başlı başına eşsiz güzellikte bir dua, bir yakarıştır.



Fatiha Suresi Meali:

  1. Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla.
  2. Alemlerin Rabbi olan Allah'a Hamd olsun.
  3. O, merhameti sonsuz olandır.
  4. O, hesap ve ceza (Ahiret) gününün sahibidir.
  5. Allah'ın yalnız Sana ibadet eder ve yalnız Senden yardım dileriz.
  6. Bizi doğru yola ilet, 
  7. Kendilerine ni'met verdiklerinin yoluna, gazaba uğrayanlarınkine ve sapkınlarınkine değil.

Fatiha Suresi'nin Sırrı:

Kul;  "Alemlerin Rabbi olan Allah'a Hamd olsun" dediği zaman,
Allah;  "Kulum Bana Hamd etti" der.

Kul:  "Allah Rahman'dır, Rahim'dir" dediği zaman,
Allah;  "Kulum Beni övdü" der.

Kul;  "O, hesap ve ceza (Ahiret) gününün Maliki'dir" dediği zaman,
Allah;  "Kulum Beni yüceltti" der.

Kul;  "Allah'ım yalnız Sana ibadet eder ve yalnız Senden yardım dileriz" dediği zaman,
Allah;  "Bu Benim ile kulum arasındadır, artık ne derse o, olacak" der.

Kul;  "Bizi doğru yola ilet, kendilerine ni'met verdiklerinin yoluna, gazaba uğrayanlarınkine ve sapkınlarınkine değil." dediği zaman,
Allah;  "İşte bu yalnızca kulum içindir, istediği yerine gelecektir" der



(Ebu Davud/ Salat/ 136)

4 Eyl 2013

Sodalı Kek

     Evde süt veya yoğurt olmadığı zamanlar imdadınıza yetişecek bir tarif. Oktay Usta'dan sodalı kek...



Malzemeler:

3 yumurta
1,5 su bardağı şeker
1,5 çay bardağı sıvıyağ
200 ml maden suyu (soda)
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
2  yemek kaşığı kakao
aldığı kadar un







Yapılışı:

Yumurtaları ve şekeri iyice köpürtün.
Sıvı yağı ve maden suyunu ekleyip 2 dk kadar çırpın.
Daha sonra kabartma tozunu ve vanilyayı bir miktar un ile eleyerek çırpın.
Azar azar elenmiş un ilave edin ve kaşık yardımıyla karıştırın.
Karışımı yağlanmış tepsiye dökün. Bir kepçe kar ayırın.
Ayırdığınız karışıma 2 yemek kaşığı kakaoyu eleyerek ilave edin.
İyice karıştırıp tepsideki kek hamurunun üzerine gezdirin. Dilerseniz kaşıkla şekil verin
150 derece ısıtılmış fırında pişirin. (saate bakmayı unuttum o yüzden kaç dk'da piştiğini bilmiyorum)

Afiyet Olsun!...

17 Ağu 2013

Cilt Bakımı: Yoğurtlu Maske

Kısa bir aranın ardından tekrar merhaba. Ramazan, Bayram derken bir türlü fırsat bulamadım. Blog yazmak zor işmiş. Önceleri bazı bloglarda okurdum "aman canım ne zor olacak yazıp paylaşacaksın" işte derdim. Maalesef öyle değilmiş işin içine girince anladım. Eee malum havalar da çok sıcak olunca içimden hiç bir şey yazmak gelmiyor. 


*******
     Uzun süredir yüzüme maske yapmak istiyordum. Cildim hassas olduğu için biraz tereddüt ediyordum. Bu güne kadar da yüzüme hiç bir şey sürmüşlüğüm de yok. Öğlen vakti kurstan dönerken gölge bir yer bulamadığım için güneş altında yürümeye mecbur kaldım. Doğal olarak güneş yüzümü azıcık yaktı. Yüzümdeki kızarıklığı gidermek için yoğurt süreyim dedim. Ablam sivilceleri için yüzüne limonlu+yoğurtlu maske yapıyordu. Bende de sıcaktan sivilceler olmaya başlayınca içine azıcık zeytinyağı ilave edip yüzüme uyguladım. Olumlu sonuç alınca paylaşmak istedim. 

Yoğurt: Cildi temizler, nemlendirir, canlandırır. Akne oluşumunu engeller, gözenekleri açar.
Limon: Cildi sıkılaştırır, serinletir, canlandırır. 
Zeytinyağı: Yüzdeki kırışıklıkların tedavisinde ve saç dökülmesinde kullanılır. Cildin nem oranını dengeler, gençleştirir. Parlaklık verir.
Fotoğrafsız geçmeyim dedim internetten alıntı yaptım


1 tatlı kaşığı süzme yoğurt
5-6 damla limon suyu
1 çay kaşığı zeytinyağı



     Malzemeleri karıştırıp yüzünüze masaj yaparak yedirin. 15 dakika bekledikten sonra ılıktan biraz soğuk suyla durulayın. Ben bu aşamada zeytinyağlı sabun kullanıyorum. Bu karışımı haftada 1 kez uygulayın. Ben daha sonra yağlı yüz kremi kullanıyordum fakat yazın bu sıcağında hiç tavsiye etmem.

3 Ağu 2013

Kadir Gecesi (Leyle-i Kadr)

      Bir Ramazan-ı Şerifin daha sonuna geldik. Nasıl geldi, nasıl geçti farkında bile değilim. Veda ediyor Ramazan-ı Şerif bize, hüzünlüyüm. Bambaşka bir havası var Ramazanın. İnsanlar saygıyı, sabrı, sevgiyi, merhameti, yardımlaşmayı öğreniyor. Seneye görür müyüz meçhul... Kimimiz daha nice ramazanlar görecek, kimimiz ise göç edecek bu dünyadan. Bırakıp gidiyor bizi Ramazan, içim buruk... On bir ay nasıl geçecek bilmiyorum... Kalan şu son birkaç günlük oruçlarımızı hakkıyla ihya etmeyi nasip etsin...



     Kadir gecesi, Ramazan-ı Şerifin son on gününde aranır. Kuvvetli söz yirmi yedinci gecesidir. İmam Malik'e göre, Ramazan-ı Şerifin son on gününün her gecesinde aramak lazım, yani bu geceleri ihya etmek lazımdır. İmam Şafii'ye göre yirmi birinci gece olması kuvvetlidir. Bazıları on dokuzuncu gece, bazıları yirmi üçüncü gece, bazıları yirmi beşinci gecedir deseler de yirmi yedinci gece olduğuna delil; İmam Ahmed bin Hanbel'in isnadı ile İbn-i Ömer'den eylediği rivayette Rasulullah (sav): "Ben size, Kedir Gecesini aramak isteyene, Ramazan-ı Şerifin son on gününde yirmi yedinci gecesine başvurmasını söylerim." buyurdu.
   
     Kadr Suresi'nin "selam" kelimesine kadar harfleri yirmi yedi olduğundan, Kadir Gecesinin yirmi yedinci ge olduğuna işarettir. İmam-ı Azam Ebu Hanife'ye göre de yirmi yedinci gecedir.

     Sevgili Peygamberimiz Hz.Muhamed (sav) "Kim inanarak ve karşılığını sadece Allah’tan umarak Kadir Gecesi’ni ihya edip ibadetle geçirirse, geçmiş günahları affedilir." buyurmuştur. Bu geede bol bol Kur'an-ı Kerim okumalı, Hz. Muhammed(sav)'e salavat getirmeli, kaza ve nafile namaz kılmalıyız. 

     Peygamber Efendimiz (sav) Kadir gecesi nasıl dua edeceğini soran Hz. Aişe Annemize şu duayı öğretmiştir: " Allahım! Affedicisin, cömertsin, affetmeyi seversin. Beni affet!"


...KADİR GECESİ NASIL TANINIR...

    Kadir gecesinin alametleri şunlardır: Gece açık ve hoş olur, ne sıcak ne de soğuk olur. Bazıları, Kadir gecesinde köpek sesi duyulmaz, ertesi sabah güneş kızıl olup şuasız(ışın) doğar, gönül ve vilayet sahiplerine, mü'minlerden Allah-u Teala'nın dilediklerine, halleri, dereceleri, makamları ve Allah-u Teala'ya yakınlıkları nispetinde şaşılacak haller keşfedilir demişlerdir.




Kaynak: İlim ve Esrar Hazinesi (Abdulkadir-i Geylani)
*resim internetten alıntıdır.

26 Tem 2013

Yöresel Lezzet: Kıymalı Söğülme & Bostana

      Bir önceki yazımda belirttiğim gibi söğülmenin ve bostananın da tarifini veriyorum. Söğülme közlenmiş patlıcan ile yapılan bir yemektir. Başka yörelerde başka isimlerle anılıyor olabilir. Üzerinde et olduğuna bakmayın, hafif bir yemektir. Dilerseniz etsiz de yapabilirsiniz. Sadece tek yapmanız gereken servis yaparken üzerine kızmış tereyağı+zeytinyağı gezdirimeniz.


Söğülme İçin Malzemeler:
10 adet közlenmiş patlıcan
7-8 diş sarımsak
tuz
250 gram az yağlı kıyma et

Yapılışı:
Közlenmiş patlıcanlar soyulup doğranır ve iyice ezilir. Tuz ve rendelenmiş sarımsaklar eklenip iyice karıştırılır ve tabaklara alınır. Kıyma etin üzerine yarım çay bardağı kadar su eklenir ve suyu çekene kadar pişirilir. Dilerseniz biraz zeytinyağı ekleyebilirsiniz.





Bostana, çiğ köfte, söğülme, içli köfte ve patlıcan kebabı gibi yiyeceklerin yanına yapılan soğuk ve sulu bir salata çeşididir.


Bostana İçin Malzemeler:
1 adet salatalık
1 adet büyük domates domates
2 adet taze biber
1 kuru soğan (kışın 3-4 ince dal taze soğan/sarımsak eklenir)
Yarım demet maydanoz
Semiz otu
Küçük bir parça kırmızı lahana
Nar ekşisi (yoksa limon tuzu)
tuz
pul biber
kuru veya taze nane

Yapılışı:
Bütün malzemeler yıkanır, kabuğu soyulması gerekenlerin kabukları soyulur ve doğranabildiği kadar küçük doğranır. Pul biber, tuz, nar ekşisi, nane eklenip kaşıkla karıştırılır. Çok az su ve buz da eklenince arık salatanız hazır.


22 Tem 2013

Birlikte Hatim Yapmaya Ne Dersiniz???


İnsan Kur'an-ı Kerim'i sadece Ramazan Ayı'nda, kandillerde ve Cuma Günleri okumamalı. Her gün hiç değilse birkaç sayfa okusak ne kaybederiz ki. Kelebek Gibi blogunun sahibesi de bu düşünceye dayanarak güzel ve bir o kadar da huzur verici "Hatim Günü" etkinliğini başlatmış




Kendisi de dahil 30 kişi olmalı ve herkes bir cüz okumalı.  Yani her ay bir hatim yapılmış olacak

Etkinliğe katılmak ve ayrıntılı bilgi almak için: kelebekgibi.blogspot.com 


20 Tem 2013

Yöresel Lezzet: Yumurtalı Çiğ Köfte

     Dünkü iftar menümüzde yumurtalı çiğ köfte, kıymalı söğülme ve bostana vardı. İçecek olarak meyan şerbeti vardı. onun nasıl yapıldığını paylaşsam mı paylaşmasam mı kararsız kaldım.  Çiğ köfte ile söğülme yan yana pek olmasa da insanın canı isteyince oluyor. Diğerlerini Allah'ın izniyle daha sonra paylaşacağım. İlk Köfteyle başlamak istedim. Urfa'da çiğ köfteye kesinlikle biber salçası koyulmaz ve ıslatılarak yoğrulmaz. Zaten işin püf noktası bu. Annem köfteyi yazın su almadan domatesle yoğurur. 

Malzemeler:
4 çay bardağı köftelik bulgur
1 su bardağı isot (pul biber)
1 orta boy soğan
3-4 diş sarımsak
4 domates (isterseniz domates yerine su ile yoğurun)
1 yemek kaşığı domates salçası
4 yumurta
zeytin yağı+tereyağı (isteğe bağlı)
tuz
tarçın
kekik 
maydanoz (kış aylarında ek olarak taze soğan ve sarımsak)
marul
nane
semizotu
turşu


Yapılışı:
Domatesler minicik doğranır. Bulgur, isot, salça, baharatlar, rendelenmiş sarımsak, ince kıyılmış soğan ve doğradığınız domateslerin bir kısmı güzelce karıştırılır.

Ara ara domates alınarak yoğurmaya devam edilir. Bu işlem köfte tutana kadar devam eder. (Bulgur artık sert değilse köfte tutmuş demektir.) 
Köfteniz eğer kuruysa çok az su alın ve ince ince kıyılmış maydanozu ekleyip maydanozu çok ezmeden altını üste getirerek karıştırın.(taze soğan ve sarımsak ince ince kıyılarak bu aşamada eklenir). Yeşilliği eklerken bir taraftan da kızmış yağa çırptığınız yumurtaları döküp pişmesini bekleyin. Pişirdiğimiz yumurtayı köfteye ekleyelim ve yumurtaları ezmeden, yumurtayı ve yağı her tarafa gelecek altını üste getirerek karıştıralım.



Son olarak tabaklara paylaştıralım. Dilerseniz küçük küçük sıkım yapın. Marul, nane, semizotu ile servis yapın.

       

      AFİYET OLSUN!








18 Tem 2013

Bayan Kazak Modeli

      Merhabalar, sizlerle yine annemin ördüğü kazağımı paylaşacağım. Yaklaşık 4 yıl kadar önce örülmüş bir kazak. Modelini internette gezinirken bulmuştum. Sadece yaka kısmında ve lastik kısımlarında küçük değişiklik yapıldı. Bu arada model de çok zor, kazak bitene kadar anemin bileği ağrıdı. Arka kısmına baklava dilimi yapılmadı.
Fotoğraflarda renk olduğundan farklı çıkmış, asıl rengi ilk fotoğraftaki gibi. 

Örgü İpi: Nako Astra (hatırladığım kadarıyla 100 gramlık ipten 5 adet kullanıldı.)
Şiş No: 3 veya 3,5 (tam hatırlayamadım)
Kol ve etek lastiği için şiş no: 2,5







yakası bitince etrafı tığlandı tığ no:6



14 Tem 2013

Nasıl Zayıfladım: Zayıflamak İsteyenlere Küçük Bir Öneri

Merhabalar,Kendi uyguladığım zayıflama formülünü sizlerle de paylaşmak istedim. Eğer çevrenizde bir diyetisyen yoksa ve ya bir diyetisyene gitme imkanınız yoksa bu formül gerçekten çok işe yarayacak. Ben bir diyetisyene gitmedim. Bunun nedeni bulunduğum yerde bir diyetisyenin olmaması hem de benim öyle kısıtlamalara gelemem. Yani şöyle söyleyeyim diyetisyenlerin şu büyüklükte peynir, bilmem kaç tane zeytin, falan saatte falan menü, falan saatte meyve ye demelerine, en önemlisi de tatlı yeme meyve ye demelerie dayanamam. O yüzden üç yıl kadar önce bu diyeti uyguladım. Gördüm ki zayıflamak o kadar da imkansız değilmiş. Kilo vermeye ilk önce ruhsal yönden kendinizi hazırlayın, böylece daha başarılı olursunuz. En önemlisi de yemeğe BESMELE ile başlamak.


  • Kesinlikle kilonuzu kafanıza takmayın ve kendinizi sevin
  • Zayıflamayı gerçekten isteyin ve bunu başaracağınıza inanın
  • Yemek yiyeceğiniz zaman "gerçekten aç mıyım?" diye sorun kendinize
  • Yemeği düşünmeyin buna engel olamıyorsanız kitap, dergi, gazete gibi şeyler okuyun
  • Cips, kola gibi yiyecek/içeceklerden uzak durun
  • Bol bol su için (suyun çok soğuk olmamasına dikkat edin ve bir defada içmek yerine yudum yudum için)
  • Lokmalarınızı küçük alın, yavaş ve çok çiğneyin (eğer hızlı çiğnemenize engel olamıyorsanız garip gelebilir ama sayarak çiğneyin bu sizi yavaşlatacaktır)
  • Her yemekten önce ve yemek aralarında su içmeyi ihmal etmeyin
  • Uykunuz düzenli olsun erken kalmaya özen gösterin
  • Canınızın istediğini küçük porsiyonlarla yiyin
  • Ekmeği azaltın (ben sadece kahvaltıda 1-2 dilim ekmek tüketiyorum)
  • Hareketli olun, yürüyüş yapın, egzersiz yapın, günde elli defa mekik çekin
  • Tuzdan uzak durun
  • Bol yeşillik ve salata tüketin

Ben bunların dışında her yemekten önce 1 tatlı kaşığı kadar tahin+pekmez veya reçel yada 1 dilim tatlı yerdim . Bu sayede daha az yemek yerdim yalnız bunu herkese tavsiye etmem. Çünkü birçok insanda tatlı kilo yapıyor. Ben bununla 76 kilodan 60 kiloya kadar düştüm. Kilo verirken boyunuzu ve kemik yapınızı da dikkate almanız lazım. İri yapılı ve uzun bolu biriyseniz çok zayıflamak size yakışmayacaktır.

11 Tem 2013

Ramazan Geldi Hoş Geldi {2} & DUA

     Ebu Nasr'ın babasından, onun da Nafi'den, onun da Ebu Mes'ud Gıfari (ra)'den bildirdiği hadis-i şerifde: "Şehr-i Ramazan hilali görülünce eğer kullar Ramazan'daki özel sevapları bilmiş olsalardı, o yılın tamamen Ramazan olmasını temenni ederlerdi" buyruldu.

     Enes b. Malik (ra)in bildirdiği bir hadis-i şerifte: "Allah-u Teala göklere ve yere konuşmak için izin verse, onlar Ramazan'da oruç tutan kimseye elbette Cenneti müjdelerlerdi" buyruldu.

     Ebu Hureyre (ra)'nin bildirdiği bir hadis-i şerifte: "Bir kimse inanarak ve sevabını umarak oruç tutsa, namaz kılsa, onun geçmiş ve gelecek günahları affolunur." buyruldu.

     Yine Ebu Hureyre (ra)'nin bildirdiği hadis-i şerifte: "Ümmetimin her birinin işlediği her sevabı on'dan yediyüz katına kadar arttırılır. Ancak oruç bu hesaba girmiyor. Zira Allah-u Teala: 'Oruç benim içindir, karşılığı ben'im. Çünkü oruç tutan şehvetini, yemesini, içmesini benim için terk etmiştir. Oruç günahlara kalkan ve siperdir. Oruçlu için iki sevinç vardır. Birisi iftar zamanında, diğeri de Rabb'ini gördüğü zamandır.' buyuruyor " buuruldu.

     Rasulullah (sav): " Benim Ümmetim, Şehr-i Ramazan'da gündüzleri oruçlu, geceleri ibadetle geçirdikleri müddetçe rüsva olmazlar." buyurduğunda bir kimse; 'Ya Rasulallah, onlar ne zaman zararda ve rüsva olurlar?' diye sordu. Rasulullah (sav): "Bir kimse Ramazan'da haram olunduğu şeyi yese, yahut şarap içse, onun Ramazan'ı kabul olunmaz. O Ramazan'la glecek Ramazan arasında vefat ederse, Allah-u Teala'nın katında sevabı yoktur." buyurdu.

************

Ya Rabb! tuttuğumuz oruçları kabul eyle
Rahmetini, bereketini esirgeme bizden Ya Rabbi!
Şu sıcak günlerde tuttuğumuz oruçlar hatırına bizleri Cehennemde yakma Ya Rabbi!
Derdimizi, sıkıntımızı gider, gönlümüzden geçenin en hayırlısını ver Ya Rabb!
Settar isminle kusurlarımızı ört
Gaffar isminle günahlarımızı bağışla
Razzak isminle rızkımızı artır bizi kimselere muhtac etme
Fettah isminle işlerimizi kolaylaştır
Alim isminle ilmimizi artır
Hafiz isminle her türlü kötülükten ve şeytanın oyunlarından koru bizi
Sabur isminle sabrımızı artır
Rahman isminle bizlere merhamet et



9 Tem 2013

Ramazan Geldi Hoş Geldi {1}



Tüm İslam Aleminin Ramazan-ı Şerifi mübarek olsun. Rabb'im bu ayda yaptığımız dualarımızı geri çevirmesin. Hayrı bereketi üzerimizden eksik etmesin.  {AMİN}




            

                     ***********



    Ramazan 5 harftir. (R) Allah-u Teala'nın rıdvanına, (M) muhabbetine, ((D) dımanına, yani koruması ve kefaretine, (l elif) ülfetine, (N) nuruna işarettir.

    Şehr-i Ramazan evliya ve ebrar (iyi insanlar,dürüst insanlar) için keramettir. Bazıları der ki; Şehr-i Ramazan, sadrdaki kalp, insanlar arasında peygamber, şehirler içinde Harem-i Şerif gibidir. Deccalın haremi şerife girmesi yasaktır. Ramazan-ı şerifte şeytanlar tutukludur. Peygamberler mücimlere Şehri Ramazan oruçlulara şefaatçıdır. Kalp, marifet nuru ve imanla süslü Şehr-i Ramazan Kur'an-ı Kerim okumanın nuru ile süslenmiştir.


***********

Şehr-i Ramazan ile ilgili Hadis-i Şerifler:

  "Ramazan ayı hilalini görünce oruca başlayın, Şevval ayı hilalini görünce de orucu bitirin"

    Said bin Amr bin As bin Ömer'in (ra) bildirdiği bir hadis-i şerifte; "Ben ve ümmetim ümmiyiz. Biz otuz günü tamamlamak için şöyledir böyledir deyip hesap etmeyiz." buyrulmuştur.

    Rasulullah (sav) Şa'ban Ayı'nın sonunda bize hitap edip: "Ey insanlar! İçinde bin geceden hayırlı bir gece bulunan mübarek ay size yaklaştı. Allah-u Teala onun gündüzlerinde orucu farz, gecesinde ibadeti nafile kıldı. Ramazan'da iyi bir haslete yaklaşan veya bir farz eda eden, Ramazan'ın dışında yetmiş farz yapmış olur. Bu şehr-i Ramazan sabır ayıdır. Sabrın sevap ve karşılığı ise Cennet'e girmektir. Bu ay üzüntüleri gideren ve mü'minlerin rızkının arttığı bir aydır. Bu ayda oruç tutana iftar verenin bu iftarı, günahlarına mağfiret ve Cehennem'den kurtulmasına sebep olur. Oruçlunun sevabından ise bir şey eksilmez." buyurduğunda orada bulunanlar,  "Ya Rasulallah, biz hepimiz bir oruçluya iftar verecek kadar yiyecek ve içeceğe mâlik değiliz" dediler. Allah Rasulu(sav) "Allah-u Teala bu sevabı bir hurma, bir yudum su veya süt ikram edene de verir. Şehr-i Ramazan öyle bir aydır ki, başı rahmet, ortası mağfiret sonu ise Cehennemden azad olmaktır. Bu ayda emri altında bulunanların işlerini hafifletenlere Allah-u Teala mağfiret edip Cehennemden azad eder. Siz Şehr-i Ramazan'da dört hususiyyeti gözetiniz. İkisiyle Rabbinizi kendinizden razı edersiniz. Bu iki haslet sizin La İlahe İllallah kelimesini çok söylemeniz ve Allah-u Teala'ya çokça istiğfar eylemeniz. Diğer iki haslet de zaten der zaman muhtaç olduğunuz şeylerdir. Onlar da Allah'u Teala'dan Cenneti istemeniz ve Cehennemden Allah-u Teala'ya sığınmanızdır. Bir kimse Ramazan-ı Şerif'de bir oruçlunun karnını doyursa o kimse artık ebediyyen susamaz." buyurdu.

    Ebu Said Hudri'den Ebu Nadra'nın, ondan da Kelebi'nin bildirdiği hadis-i şerifte: "Ramazan'nın ilk gecesinde Cennet ve gök kapıları açılıp, son gecesine kadar kapanmaz. Ehl-i sünnet ve cemaatten Ramazan gecelerinde namaz kılan kimsenin her gecesi için Allah-u Teala bin yediyüz sevap yazar ve onun için Cennet'te kırmızı yakuttan bir ev yaptırır. O evin bin kapısı ve her kapıda kırmızı yakutla süslenmiş altından iki kanat vardır. Ramazan'ın ilk günü oruç tuttuğunda, Allah-u Teala Ramazan'ın son gününe kadar onun günahlarına mağfiret eder. Birici gündeki orucunu bir o kadar günahına da kefaret eder. Onun her günki orucu için kendisine Cennet'te bir köşk verilir ki o köşkün bin altın kapısı vardır. Yetmiş bin melek onun için sabahtan akşama kadar istiğfar ederler. Ramazanın gece ve gündüzünde yaptığı her secdesine Cennet'te öyle bir ağaç verir ki, hayvana binmiş bir kimse yüz yıl yürüse sonuna ulaşamaz." buyurmuştur.

    Ebu Hüreyre radiyallahu anh'den rivayetle A'rac'ın , O'ndan da babasına isnad ile Ebu Nasr'ın bize bildirdiği hadis-i şerifde: "Ramazan'ın ilk gecesi olduğunda, Allah'u Teala insanlara nazar eder. Allah-u Teala bir kuluna nazar edince, ona ebedi azab etmez. Allah-u Teala Ramazan-ı Şerif'in her gününde milyonlarca insanı Cehennemden azad eder." buyurulduğunu bildirmiştir.

    Ebu Hureyre'den bildirilen bir hadis-i şerifte: "Şehr-i Ramazan gelince Cennet kapıları açılıp Cehennem kapıları kapanır. Şeytanlar bağlanıp tutuklanır." buyurulmuştur.

    Nafi' b. Berde'nin Ebu Mes'ud Gıfari(ra)'den bildirdiği hadis-i şerifte: "Ramazan'dan bir gün oruç tutan, Allah-u Tealanın (çadırlar içinde saklı huriler vardır) ayet-i kerimesi ile bildirilen ve inciden çadırlar içinde saklı duran hur-i ayn'dan bir zevceyi tezevvüc eder ki; o hur-i ayn'nın üzerinde yetmiş çeşit hulle vardır. Hiçbirinin rengi diğerine benzemez.Her huri için yakut ve incilerle süslenmiş bin sedir, zevci için de bir o kadar sedir vardır. Sedirlerden her biri üstünde yetmiş bin yatak ve hizmetleri için yetmiş bin hizmetçi vardır. Her hizmetçi elinde altından kase içinde bir çeşit yiyecek vardır. Cennette olanlar onun son lokmasında önceki lokmalarda bulamadığı lezzeti bulurlar. Böylece verilecek inayet ve ihsan, o kimsenin Ramazan'da işlediği sevaptan başka özel olarak her günkü orucu içindir. " buyurduğunu beyan etmiştir.

    Ebu Nasr'ın babasına isnadı ile İbn-i Abbas (radiyallahu anhuma)'dan bildirdiği hadis-i şerifte: " Cennet her sene Şehr-i Ramazan'ın gelişi ile süslenir. Ramazan'ın ilk gecesi olunca arşın altında Mesire adlı bir rüzgar esip Cennet ağaçlarının dallarını, budaklarını, kapılarının halkalarını sallar. Dinleyenlerin hiç duymadıkları güzel sesler onlardan duyulur. Bu halde hur-i ayn süslenip, Cennetin yüksek yerinde durup 'bizi Allah-u Teala'dan isteyecek kimse nerededir, bizi alsın' diye seslenirler. Sonra Cennet meleklerinin büyüğü olan Rıdvan'a 'bu gece hangi gecedir?' derler. Rıdvan 'ey hayrat-ı hısan, bu gece Şehr-i Ramazan'ın ilk gecesidir. Muhammed aleyhisselatu vesselam'ın ümmetinden oruç tutanlara Cennet kapıları açılır' diye cevap verince Allah-u Teala: 'Ey Rıdvan Cennet kapılarını aç, Ey Malik Cehennem kapılarını Muhammed (sav)'in ümmetinden oruç tutanlara kapat. Ey Cebrail, yeryüzüne in, şeytanları bukağılarla ve zincirlerle bağlayıp hapset ki Habibim Muhammed (sav)'in ümmetinin orucunu bozmasınlar. Onları denizlerin dibine atıver' buyurur. Allah-u Teala Ramazan-ı Şerif'in her gecesinde üç defa: 'Benden birşey isteyen var mıdır? istediğini vereyim. Tevbe eden var mıdır? tevbesini kabul edeyim. İstiğfar eden var mıdır? mağfiretime kavuşturayım.' buyurur. Allah-u Teala Ramazan-ı Şerifin her gününde, iftar zamanında kendilerine azap ve ikab gerekli olmuş bin kere bin kişiyi Cehennemden azad eder. Allah-u Teala Cum'a gecesi ve Cum'a günü olunca, her saatte kendilerine aza ve ikab vacib olmuş bin kere bin kişiyi Cehennemden azad eder. Ramazan-ı Şerifin son günü olunca o gün, Ramazan-ı Şerifin ilk gününden son gününe kadar Cehennemden azad eylediklerinin toplamı kadar kimseleri Cehennemden azad eder. Kadir Gecesi olunca Allah-u Teala'nın emriyle Cebrail aleyhisselam yeşil bir sncakla büyük bir melek kalabalığı içinde yeryüzüne inip  sancağı Kabe'ye diker. Cebrail Aleyhisselam'ın altıyüz kanadı vardır. Bu kanatlarıı ancak Kadir Gecesi açar ve bu gece kanatlarını açınca kanatlar doğuyu ve batıyı kaplar ve geçer. Cebrail aleyhisselam meleklere: 'Muhammed aleyhisselam'ın ümmetinin aralarına girin' der. Melekler de aralarına girip, ibadet eden, namaz kılan ve zikir edenlere selam verip, onlarla müsafaha ederler. Dualarının kabul olmasına dair onlara güven verirler. Tan yeri ağarıncaya kadar böyle olurlar. Sonra Cebrail Aleyhisselam bu meleklere 'işinize gidiniz' buyurup, her birinin yerli yerine gitmeleri için seslenir. Melekler: 'Ey Cebrail, Allah-u Teala Muhammed (sav)'in ümmetinden mü'minlerin ihtiyacı için ne yaptı?' diye sorarlar. Cebrail Aleyhisselam: 'Allah-u Teala onlara nazar eyledi, dört grup hariç diğerlerini mağfiret eyledi' der. Rasulullah (sav) bu dört grubu sayıp, onlar şarap içmeye devam edenler, anne ve babasına asi olanlar, sıla-i rahim yapmayanlar ve bid'at ehli olup ehl-i sünnet ve cemaatten ayrılanlardır buyurdu. Ramazan bayramı gecesi olduğunda o geceye Caize gecesi denir. Bayram sabahı olduğunda, Allah-u Teala melekleri her tarafa dağıtır. Melekler de yeryüzüne inerler. Sokak başlarında dururlar, cin ve insandan başka her canlının duyacağı ses ile seslenirler. Ve: 'Ey Muhammed(sav)'in ümmeti! Çok büyük sevaplar veren, büyük günahları affeden Rabbinize dönünüz' derler. Cami'ye gitmek için evden çıktıklarında Allah-u Teala meleklerine: 'Ey benim meleklerim, kendi işini yapanların karşılık ve mükafatı nedir? buyurur.Melekler: 'Ey Rabbimiz, onların ecir ve karşılığı, Zat-ı Alanızın onların ecirlerini vermenizdir! derler. Allah-u Teala: 'Ey meleklerim! Siz şahid olunuz ki, ben rıza ve mağfiretimi onlara Şehr-i Ramazandaki oruç ve namazlarına karşılık, ve mükafatımı verdim.' der. Sonra Allah-u Teala: 'Ey kullarım bugün benden dilediğinizi isteyiniz. İzzet ve celalime yemin ederim ki; bugün ahiretiniz için istediğiniz şeyi size veririm. Dünyanız için istediğiniz şeyde size nazar ederim. İzzet ve celalime yemin ederim ki, sizler benim hukumu(şeref) koruduğunuz müddetçe ben sizin kusur ve hatalarınızı örterim.İzzet ve celalime yemin ederim ki, ben sizi hududu koruyanlar arasında rezil ve rüsva etmem. Sizler evlerinize mağfiret olunmuş olarak dönünüz. Zira beni razı ettiniz. Ben de sizden razı oldum' der, dediğini ve Rasulullah(sav)'in Ümmeti Muhammed Ramazan-ı Şerif'de iftar ettiklerinde melekler sevinip, Allah-u Teala'nın onlara ihsan buyurduğu büyük ecirlerle birbirini müjdelerler." buyurduğunu işittiğini beyan etmiştir.

Kaynak: Gunyetu't Talibin (İlim ve Esrar Hazinesi)

1 Tem 2013

Kavurucu Sıcaklarda Kıştan Kalma Bir Fotoğraf

Ben de yayınlarıma başlık bulma yönünden dertliyim. Ne zor şeymiş ya hem konuyu hazırlamak hem başlık bulmak. Dışardan bakınca çok kolay görünüyor. Ben post kelimesini sevmediğim için böyle diyorum. Üç aylar hakkında yazı hazırlayacaktım ama olmadı başka zamana inşaallah. Havanın sıcaklığından insan bunalıyor birşey yapmak istemiyor. Aslında sıcaklar da bahane. Öyle kitapta yazanların aynısını aktarmak istemediğimden yazmıyorum. Kendime bir konu seçip düşüncelerimi ayet ve hadis-i şerifler ile aktarmak istiyorum. Cehennem ve Cennet başlıklı konu tamamı hadisi-i şerif olduğu için kitaptan aldım. İnşaallah bundan sonra öyle olmaz.

**************


Bu sıcak günlerde bakıp da içinizi serinletmek için kıştan kalma bir fotoğrafla veda edeyim yazıma. Karşıdaki evler olmasa daha güzel olacaktı ya neyse...
Buralarda kar sadece fotoğrafta göründüğü kadar yağdı birkaç saat sürdü sadece. Geçen yıl da bir gün yağmıştı nasıl unuttum. Buna da şükür sanırım sekiz yıl olmuştu kar yağmayalı.


15 Haz 2013

Yöresel Lezzet: Peynirli Katmer

Tatlı mı tatlı bir tarif. Şanlıurfa'ya ait bir tatlı peynirli katmer. Dışı kıtır kıtır, içi yumuşacık şerbetli bir tatlı türü.
Baklavalık yufkayla da yapılabilir. Hatta baklava hamurunun aynısı ama benim vereceğim tarif annemin tarifi.
Açmak istemezseniz veya açmayı bilmiyorsanız baklavalık yufka kullanabilirsiniz. 


Malzemeler:
Un  (aşağı-yukarı 4 su bardağı)
yarım çay bardağı sıvıyağ
yarım çay kaşığı karbonat
süt (yoğurmak için)
yarım çay kaşığı tuz
un+nişasta (açmak için)

İçi için:
Yağlı beyaz peynir

Üzeri  için:
250 gram Eritilmiş Tereyağ

Şerbeti için:
4 su bardağı toz şeker
3 su bardağı su
birkaç damla limon suyu

Hamuru yoğurun, ceviz büyüklüğünde bezeler yapıp dinlendirin. Daha sonra nişasta yada nişasta+un karışımıyla incecik açık. Daha sonra fotoğrafta görüldüğü gibi tepsinizin ölçüsüne göre kesin.


Tepsiye 4 yufka yerleştiriyoruz. Kestiğimiz yufkaların yanlarından artan parçalarının yarısını da diziyoruz. 



yufkaların üzerine peyniri boşluk kalmayacak şekilde yerleştiriyoruz.
 Kalan yufka parçalarını peynirin üzerine diziyoruz. Sağlam olan 4 yufkayı en üste diziyoruz.


 Dilimleyip üzerine erittiğimiz tereyağını gezdiriyoruz. (biz yarın çay bardağı kadar sıvıyağ ile karıştırdık)

 175 derece ısıtılmış fırında altı-üstü kızarana kadar pişirin (yaklaşık 45 dakika).  Soğuyunca üzerine sıcak şerbeti dökün. Dilerseniz üzerini fıstıkla süsleyip servis yapın.



         Afiyet Olsun....

  Yeni fark ettim biraz yamuk kesmişim, şerbetini döktükten sonra da çekmemişim.




14 Haz 2013

Gül Motifli Şal Modeli (Yapılışı ile Birlikte)


Herkese merhaba. 
Henüz kışın başındayken ablama ve arkadaşıma yaptığım şık ve zarif bir şal modeli.
 Aylar oldu fotoğrafını çekeli ama bir türlü yayınlamak fırsat olmadı. Görenler çok beğendi bu şalı. Kahverengi olan şalı hocamın hanımına yaptım hediye olarak. 
 Yapmak isteyenler için de nasıl yapıldığını açıklamaya çalışacağım. Umarım anlaşılır.



İp: Alize Şal İpi
Tığ: 6 numara

5 zincir çekip minik bir halka oluşturuyoruz.
Oluşturduğumuz halkanın üzerine 4'er zincirle 7 adet kutucuk oluşturuyoruz.
kutucukların üzerine 9'ar zincirle 7 adet kutucuk yine yapıyoruz.
sira geldi gülün yapraklarına
15 zincir çekip ip atarak 6 tane uzun trabzan(ismi öyleydi sanırım) yapıyoruz.
tekrar 15 zincir çekip trabzanların dibine batırıyouz ve diğer kutucuğa geçiyoruz. Bu şekilde diğer kutucukları da dolduruyoruz. Böylelikle 7 yapraklı bir gülümüz oluyor. bu gülden 12 adet yaparak birleştiriyoruz. Güllerimizin küçük kutucuklarını 5'er adet sık iğneyle dolduruyoruz.

Sıra Geldi Şalın Üst Kısmına:

6 zincir çekip halka oluşturuyoruz.
5 zincir çekip yanına tekli trabzan yapıyoruz.
10 zincir çekip tekrar yaptığımız halkaya batarak 2 trabzan yapıyoruz. Böylece bir kutucuk olmuş oluyor
Tekrar 10 zincir çekip halkanın üzerine tekrar 2 trabzan yapıyoruz.
Geri dönüp 5 zincir çekip tekli trabzan yapıyoruz
10 zincir çekip altta kalan kutucuğun ortasından birleştiriyoruz.
Tekrar 10 zincir çekip 2 trabzan yapıyoruz.
10 zincir çekip yine altta kalan kutucuğun orta yerinden birleştiriyoruz.
10 zincir çekip 2 tarbzan yapıyoruz ve geri dönüp 5 zincir çekiyoruz.
Geri kalan kısmını da aynı artarak basamaklı bir üçgen elde ediyoruz.
Yaptığımız üçgenin uzun kenarında toplam 48 kısa kenarların her biri 24 basamaklı kutucuk olmalı.
Üçgenimizin son sırasındaki kutucukları güllerin yapraklarıyla birleştirerek işliyoruz. 
Güllerin alt kısmına ise boşta kalan yapraklarını her sırada ipi kırarak 5 sıra örümcek yapın.

6. sırada örümcekleri yaparken tepelerine tomurcuk yapın. (ismi bilmiyrum tomurcuk yazdım. liflerin de kenarına 2 dolgu üst üste yapılarak yapılıyor ya hani). son olarak üzerine bir bez serip çok sıcak olmayan ütüyle ütüleyin.








not: Fotoğraflar telefonla çekildiği için biraz bulanık.


11 Haz 2013

Cehennem ve Cennet'teki Şeyler {5} ...SON...

      Resulullah (sav) yine buyurdu; "Cehennemdekiler Allah-u Teala'nın kendilerine rahmet etmeyeceğini, haklarında hayır ile cevap vermeyeceğini anladıklarında birbirlerine; {Bize şefaat edici dost, arkadaş ve şefkat edici yoktur. Ne olurdu bir kere daha dünyaya dönseydik ve mü'minlerden olsaydık} derler. Bundan sonra zebani melekleri, onları yerlerine döndürür.Hüccetleri bozulur. Diyecek sözleri kalmadığından Hakk'ın rahmetinden ümitsiz olurlar. Kendilerine büyük elem ve üzüntü gelip, dünyada yaptıkları günah, kusur ve eksiklikleri için büyük zarar ve pişmanlıkla çağrışır bağrışırlar. Kendilerinin ve kendilerine uyanların azaplarından hiç bir şey eksilmeden günah ve kusurlarını yüklenirler. İşleri çabuk, sözleri ağır, cesedleri büyük, yüzleri şimşek, gözleri ateş, renkleri alev gibi, dişleri sığır boynuzu gibi ağır ve uzun olur. Ellerinde gürzler bulunan zebaniler yanlarında olur. Eğer o gürzler ile dağlara vursalar, dağlar ufalanıp toprak olurdu. O gürzler ile, Allah-u Teala'ya asi olanlara vururlar. Onların gözlerinden kalı yaşlar akıtırlar. Zira Cehennemlikler onlara ne kadar yalvarsalar kabul etmezler. Ağlasalar onlara rahmet etmezler. Su isteseler içecek su vermezler. Ancak onlara erimiş bakır gibi su verilir. Ağızlarına götürürken yüzlerini kebap gibi kızartır. Ayet-i Kerimede geldiği gibi {Ne çirkin su ve ne kötü yerdir} derler "

      Resulullah (sav) yine buyurdu; " Cehennemliklerin her gün üzerilerine öyle büyük bulut gelir ki, onda gözleri kamaştırır şimşek ve yıldırımlar, belleri büken korkunç sesler, gürlemeler, göz gözü görmez karanlık ve onunla beraber zebani melekleri vardır. Bu büyük bulut, açık bir ses ile Cehennemlikler hitab edip: {Size yağmur yağdırmamı ister misiniz?} dediğinde, Cehennemlikler hep bir ağızdan bize serin yağmur yağdır derler.  Bu halde bu bulut, onlara bir saat taş yağdırıp, o taş onların baş ve beyinlerini yarar. Sonra bir saat kaynar sular ve ateş ve demir ve alev ve demir çengeller yağdırır. Sonra bir saat yılan, akrep kan ve irin yağdırır. Bunlar Cehenneme yağdırıldığında Cehennem denizi coşup gazaba gelir, dalgalanır. Bu anda Cehennem içinde dağ kalmaz. Dalgalar hepsini aşar. Cehennemdekilerin hepsi ölmeden denize gömülür. Cehennem, içinde olan asilere Allah-u Teala tarafından azab ve elem olmak üzere gayz ve gazabını, alev ve dumanını ve zulmetini artırır. "

      Resulullah (sav) yine buyurdu; "Eğer Cehennemin en aşağı bir kapısı batıda açılmış olsaydı te'sirinden doğuda bulunan dağlar katran gibi erirdi. Eğer Cehennem kıvılcımlarından bir kıvılcım uçup batıya düşse idi, doğuda bulunan bir kimsenin beyni kaynardı. Cehennemdekilerin azab bakımından en hafifi, bir kısım insanlardır ki, ayaklarına ateşten iki ayakkabı giydirilip, onun ateşi onların kulak ve burunlarından çıkar. O ateşli ayakkabılardan başlarında beyinleri kaynar. Onlara yakın olan bir kısımları da Cehennemin büyük taşlarından bir yaş üzerine indirilir. O taş üzerinde, içinde kızartma yapılan kızgın tava içinde tane sıçradığı gibi sıçrarlar. Bir taştan atlayınca diğer büyük bir taşın üzerine düşerler. Cehennemde olanların hepsi, amellerine göre azab olunur."

      Resulullah (sav) yine buyurdu; "Ferclerini korumayan kimselerin azabı, fercleri ile işledikleri günahlar için dünyada kaldıkları zaman kadar asılırlar. Cesetleri eriyip ruhları kalır. Sonra terk olunurlar. Arkadan beden ve derileri yenilenir. Sonra yine azab olunurlar. Ferclerini korumayan her insana, dünyadaki ömrü miktarınca günde yetiş melek sopa vururlar. Bedenleri eriyip ruhları kalır. İşte onların azabı bu şekildedir. Hırsızın azabı, uzvunun birer birer kesilmesi ve yenilenmesi şeklindedir. Sonra yine kesilir. Hırsızlardan her birinin her gün etlerini kesmek için ellerinde büyük bıçaklar ile çok sayıda melekler vardır. Yalan yere şehitlik edenlerin azabı, dillerinin çekilmesi ve onlarda her birine her gün binlerce meleğin sopa vurması şeklindedir. Etleri erir, ruhları kalır. Müşrikler ise, Cehennemin mağaralarına atılarak üzeri kapanır, o mağarada yılanlar, akrepler ve çok şiddetli ateş, alev ve duman ile azab yapılır. Müşriklerden her birinin her saat, her an binlere kere derisi yenilenir. İşte azapları böyledir. Cebbar ve kibirlilerin azabı, ateşten tabutlar içine konup, üzerileri kilitlenip Cehennemin en alt tabakasına atılmak ile dir. Cebbarların her biri, her an doksandokuz türlü azabla azab olunur. Her gün derisi bin kere değişir. İşte bunların da azabı böyledir. Amma dünyada haksız tere insanları bağlayanların azabı, oları zincir ve bukağılarla getirmeleri ve Cehennem denizine atılmaları ile olur.  Onlara Cehennem denizinin dibine dalınız denir. Halbuki Cehennem denizinin dibini ancak onu yaratan Allah-u Teala bilir. Başkası bilemez. Allah-u Teala'nın dilediği kadar dalarlar. dilediği kadar dalarlar. Sonra nefes almak için aşlarını çıkarırlar ve o halde onlardan her birine ellerinde demirden gürzler olan binlerce melek gelip, gürzlerle başına vururlar. İşte onların azabı sonsuz olarak böyledir."

      Resulullah (sav) yine buyurdu; " Allah-u Teala Cehennem ehlinin hukbelerle kalmasına hükmetti. Çoğul olarak kullanıldı. Allah-u Teala'nın kaç hukbe bırakacağını bilmem. Ama şu kadar var ki; bir hukbe seksen bin senedir. Bir sene ise üçyüz almış gündür. Bir gün de sizin dünyada saydığınız günlere göre bin senedir. Veyl, helak ve şiddetli azab, Cehennemlik olanlaradır. Veyl ve helak, Cehennemin yakacağı yüzler içindir. Zira dünyada güneşin sıcaklığına sabredemezlerdi. Veyl ve helak Cehennemin sıcak ve kaynar suyu başlarına dökülecek kimseler içindir. Zira dünyada baş ağrısına sabredemezlerdi. Veyl ve helak, gözleri gök olup, Cehennem ateşine bakınca göz kapakları hareket ettiremeyenler içindir. Zira dünyada göz ağrısına dayanamazlardı. Veyl, helak ve şiddetli azab kendilerine alev çıkan kulakların sahipleri içindir. Zira dünyada yalan söz işitip ondan zevk alırlardı. Veyl, helak ve şiddetli azab, Cehennem ateşini koklayacak burunların sahipleri içindir. Zira dünyada leş kokusundan kaçınır, feryad ederlerdi. Veyl ve helak ve şiddetli azab zincir ve bukağılarla bağlanan şu boyunların sahileri içindir ki; dünyada küçük bir sızıya dayanamazlardı. Veyl, helak ve şiddetli azab, ateşten sert elbiseler giydirilen ve kokusu çirkin olan derilerin sahipleri içidir ki; dünyada sert elbise giymeye dayanamazlardı. Veyl, helak ve şiddetli azab, bağırsaklarını doğrayacak kızgın su ile zakkum giren karınların sahipleri içindir ki; dünyada küçük bir ağrıya dayanamazlardı. Veyl, helak ve şiddetli azab, ateşten ayakkabı giydirilecek ayakların sahipleri içindir ki; dünyada azablar, helak, veyl ve korkular Cehennemlikler içindir."

*********


       Biz Cehennemden ve ona girmeyi gerektiren amellerden, 
Cehennem ehline arkadaş ve yoldaş olmaktan Allah-u Teala'ya sığınırız.
 Ey bizim ve Cehennemin yaratıcısı olan Rabbimiz!
 Bizi Cehennem çukurlarına düşürme!
 Cehennemin zincir ve bukağılarını boynumuza vurdurma.
 Cehennem elbiselerini bizlere giydirme! 
Cehennem zakkumunu bizlere yedirme. 
Cehennemin sıcaklı ve kaynar suyu ile bize su verme.
 Cehennem zebanilerini üzerimize musallat etme!
 Cehennem ateşine bizleri yedirme!
 Ancak rahmetinle bizi Cehennem üzerine kurulmuş Sırattan geçir. 
Cehennemin şer ve alevini bizden uzak et. 
Rahmetinle bizi Cehennemden, onun dumanından ve şiddetinden koru!
Amin Ya Rabb-el Alemin!


*Not: Seyyid Abdülkadir Geylani Hazretlerinin Gunyetut'talibin (İlim ve Esrar Hazinesi) kitabından alınmıştır.